Gebelikte Su ve Sıvı Tüketimi

HAMİLELİKTE SIVI TÜKETİMİ

Hamilelikte sıvı tüketiminin önemi nedir?

İnsan vücudunun su içeriği kişinin yaşına, cinsiyetine, boyuna, vücut ağırlığına ve fizik aktivitesine göre değişir.Yeni doğan bebeklerde tüm vücut ağırlığının % 90 ı su iken çocuklarda bu oran % 70 dir.
Yaş ilerledikçe yağ dokusu suyun yerini almaya başlar. Yetişkinlerin vücudunun % 60 ı su iken, yaşlılarda bu oran % 50 dir.
Su insan vücudunda yaşamsal öneme sahiptir. Hücrelerin normal fonksiyonlarını görebilmesi, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi, Vücudun ısı dengesinin sağlanması su ile olur. Eklemlerin, cildin ve sindirim sisteminin en önemli bileşeni sudur.
Hamilelik boyunca vücutta toplam 6.5 lt. Kadar su tutulumu olur.Gebelerin susama eşiği düşer bu da hormonlar yolu ile sağlanır. Bunun 3.5 litresi fetus, plasenta ve Amnios sıvı hacmidir. Kalan 3 litre ise kan hacmindeki artışı, rahim ağırlığındaki artışı ve memelerin büyümesini sağlayacak şekilde dağılır.
Gebelik boyunca hem yağ hem de su miktarında artış olur. Hem başlangıçtaki anne ağırlığı, hem de toplamda alınan kilonun bebeğin doğum ağırlığı ile ileri derecede ilişkili olduğu bilinmektedir. Son araştırmalarda bebek doğum ağırlına yağdan çok suyun etki ettiği düşünülmektedir.

Hamileler günde ne kadar sıvı tüketmelidir?

Gebe bir kadın normal bir kadına göre vücut fonksiyonları için gerekli olan 2700 ml kadar suyun yanında 300 ml kadar daha ekstradan su tüketmelidir. Bu da kabaca bir tanımla yaklaşık 8-10 bardak kadar suya karşılık gelmektedir. Aktif olarak çalışan gebeler, egzersiz yapan gebeler 1-2 bardak daha fazla su tüketmelidir. Yaz aylarında da terleme ile sıvı kaybı attığından 1-2 bardak fazladan su tüketmek gereklidir.
Pratik olarak sabah, öğlen, akşam her öğünde 1 er bardak su, aralarda 2 bardak su ve akşam yatmadan önce 1 bardak su tüketilebilir.

Hamilelikte ne tür sıvılar tüketilmelidir?
Bir gün boyunca alınması gereken yaklaşık 3000 ml. lik sıvının büyük kısmı su olarak tüketilmelidir.Su ihtiyacının, musluk suyundan ziyade şişelenmiş doğal kaynak suyu ile karşılanması önerilebilir. ( Bazı musluk sularında enfeksiyon etkenleri ve ağır metallerin fazlaca bulunabilme ihtimaline karşın)
Bilindiği gibi ülkemizde sudan sonra en çok tüketilen içecek çay, siyah çaydır. Çay çoğu zaman gebelikte rahat tüketilecek bir sıvıdır. Çay, kahve , kola gibi sıvılar içerdikleri kafein nedeniyle fazla tüketilmemelidir. Günlük kafein alımı 200 mg ile sınırlandırılmalıdır. ( 1 bardak siyah çay yaklaşık 40 mg. Kafein içerir) Kafein hem uyarıcı hem idrar söktürücü etki yapar, vücudun sıvı kaybını arttırır. Ayrıca çayın içindeki tanen adlı bazı maddeler özellikle yiyeceklerle tüketildiğinde besinlerdeki demir ve C vitamininin barsaklardan emilimini engeller ve kansızlığa neden olur. Yeşil çay kafein içeriçi çok daha az olduğundan tercih edilebilir.
Bitki çayları her zaman masum olmayabilir. Zencefil, ıhlamur, papatya, rezene, kuşburnu, yeşil çay gebelikte içilebilecek çaylardır.
Adaçayı, ahududu, sinamiki, fesleğen, keten tohumu, mine içeriklerindeki bazı maddeler nedeniyle rahim kasılmalarını arttırabililer, böylece erken doğum kasılmalarını başlatabilirler. Bu nedenle gebelik döneminde tüketilmemelidirler.
Günlük sıvı ihtiyacının bir kısmı su dışındaki içecek ve yiyeceklerle de tamamlanabilir. Süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bazı bitki çayları , salep vs gibi içeceklerle sağlanabilir. Birçok besin maddesinin içeriğinde de su vardır. Çorba, elma, armut vs. gibi besinlerde içeriklerindeki su nedeniyle sıvı ihtiyacının bir kısmını karşılarlar.
Meyve suları tüketilebilir. Ancak taze sıkılmış meyve suyu dışındakiler içeriğindeki boya, katkı maddeleri ve glikoz fazlalığı nedeniyle tavsiye edilmez.
Maden suyu ve soda gibi içecekler kısıtlı kullanılmalıdır. Fazla tüketildiklerinde ödem ve tansiyon yükselmesine sebep olabilirler.

Hamilelikte az su içmek veya sıvı kaybı olması nasıl sorunlara yol açabilir?

Hamileleikte anne adayının yeterli sıvı alamaması veya şiddetli kusma, ishal vs. gibi nedenlerle fazlaca sıvı kaybetmesi vücudun susuz kalması yani ‘ dehidratasyon’ olarak adlandırılır. Dehidratasyon erken doğumu tetikler. Erken doğum tehdidi sağlanan gebelerde tedavide ilk yapılan hidrasyonun sağlanması yani gebeye sıvı verilmesidir.
Bebeğin içinde yaşadığı amnion sıvısı bebek için yaşamsal öneme sahiptir. Bebeğin su gereksiniminin bir kısmı kendi iç dinamikleri ile ( bebeğin yutması sonrası barsaklarından emilip, böbreklerinden süzülerek idrar olarak atması) bir kısmı da annenin içtiği su ile karşılanır. Anne ile amniotik sıvı arasında da su değişimi olmaktadır. Deneysel çalışmalarda annenin susuz kalmasının fetusu olumsuz etkilediği gösterilmiştir.
Bebeğin içinde bulunduğu sıvı ortam 37 derecelik vücut ısısının korunmasını sağlar ve enfeksiyonlara karşı onu korur. Ana rahmine gelebilecek mekanik şoklara karşı bebeği korur. Bu sıvının yetersiz olduğu durumlarda fetusu besleyen göbek kordonu bası altında kalarak sıkışabilir. Fetusun akciğer gelişimini olumsuz etkiler. Fetusun hareket yeteneğini azaltır. Yapısal bozukluklara neden olur.
Anne adayının yetersiz sıvı alımı kendisinde idrar yollarında enfeksiyon, kum ve taş oluşumunu arttırır.
Suyun içinde bulunan mineraller de yaşamsal öneme sahiptir. Kalsiyum ve Magnezium başta olmak üzere bazı minerallerin eksikliği gebelikte yüksek tansiyon ve preeklampsi ile ilişkili olabilmekte, ileri seviyelerde bu minerallerin eksikliğikemiklerde kalsiyum eksikliği osteoporozla sonuçlanabilmektedir.